İçeriğe geç
Yeni yazı çıkınca e-posta · 4.812 abone 190 rehber · 78 ipucu · 58 komut RSS GitHub LinkedIn İletişim
Ara Ctrl K Bültene katıl
Tüm arşiv · 190 rehber →
Tüm araçlar · 75 üreteç →

DNS kayıt türleri: A, CNAME, MX, TXT ve diğerleri ne işe yarar?

Her kayıt türünün ne yaptığı, hangi tuzağı barındırdığı ve pratikte nerede karıştığı — örneklerle.

Mustafa Çelik 20 Ağustos 2026 · 4 dk okuma

Bir alan adının DNS bölgesini ilk kez açtığınızda karşınıza onlarca satır çıkar: A, CNAME, MX, TXT, SRV. Hepsi aynı yerde durur ama tamamen farklı işler yapar. Hangisinin ne olduğunu bilmek, hem yapılandırma hatalarını hem de “e-postalar gitmiyor” tipi vakaların yarısını çözer.

A ve AAAA: adresin kendisi

A kaydı bir adı IPv4 adresine bağlar. AAAA aynısını IPv6 için yapar. En temel kayıtlardır ve doğrudan bir adres taşırlar.

Bir ada birden çok A kaydı verilebilir; çözümleyiciler bunları dönüşümlü dağıtır. Bu, ilkel bir yük dağıtımı sağlar ama yük dengeleme değildir: DNS sunucusu arkadaki makinenin ayakta olup olmadığını bilmez. Çöken bir sunucunun adresi dağıtılmaya devam eder.

IPv6 tarafında adres yazımının kendisi ayrı bir konudur; kısaltma kuralları ve alt ağ hesapları için IPv6 aracı var.

CNAME: bir ada takma ad

CNAME bir adı başka bir ada yönlendirir, adrese değil. www.ornek.com için CNAME, ornek.com gösterebilir; çözümleyici o adı yeniden çözer.

İki kural sık ihlal edilir ve ikisi de sinsi sonuç verir:

Alanın kökünde CNAME olmaz. ornek.com için CNAME tanımlayamazsınız, çünkü kökte SOA ve NS kayıtları zorunludur ve CNAME başka kayıtla bir arada duramaz. Sağlayıcılar bunu “ALIAS” ya da “ANAME” gibi standart dışı kayıtlarla çözer.

CNAME olan adda başka kayıt olmaz. Bir ada CNAME verdiyseniz aynı ada TXT ya da MX ekleyemezsiniz. Eklerseniz davranış sağlayıcıdan sağlayıcıya değişir — ki bu, tekrarlanabilir olmayan hataların kaynağıdır.

MX: postayı kim alır

MX kaydı, o alan adına gönderilen e-postaların hangi sunucuya teslim edileceğini söyler. Yanında bir öncelik sayısı taşır ve burada sezgi ters çalışır: küçük sayı daha yüksek önceliklidir.

Bir alanda birden çok MX bulunur; gönderen sunucu en küçük öncelikli olandan başlar, ulaşamazsa sıradakine geçer. Yedek sunucuyu daha büyük sayıyla tanımlarsınız.

MX bir IP adresi değil, bir ad göstermelidir; o ad da bir A kaydına çözülmelidir. Doğrudan IP yazmak yaygın bir hatadır ve bazı gönderen sunucular teslimatı reddeder.

Posta akışında kaydın yanlış olması ile sunucunun reddetmesi farklı şeylerdir; ayrımı e-posta başlığı çözümleyici aracıyla yapabilir, kurumsal posta akışının bütününü Exchange Online posta akışı rehberinde bulabilirsiniz.

TXT: doğrulama ve güvenlik

TXT kaydı serbest metin taşır. Bugün asıl kullanımı e-posta güvenliğidir.

SPF hangi sunucuların sizin adınıza posta gönderebileceğini listeler. DKIM giden postaları imzalar; imza doğrulama anahtarı TXT içinde durur. DMARC ise ilk ikisi başarısız olduğunda ne yapılacağını söyler ve rapor gönderilmesini ister.

Üçü birlikte çalışır ve biri eksikse diğerlerinin koruması zayıflar. Kayıtları üretmek ve doğrulamak için e-posta güvenlik kayıtları aracı var; savunma katmanlarının bütünü kimlik avı savunma katmanları rehberinde.

TXT ayrıca alan adı sahipliğini kanıtlamak için kullanılır — bir bulut hizmetine alan adı eklerken istenen doğrulama dizesi budur.

SRV: hizmetin yeri

SRV kaydı bir hizmetin hangi sunucuda ve hangi portta çalıştığını söyler. Adı, protokolü ve portu birlikte taşır.

Kurumsal ağlarda en kritik kullanımı Active Directory’dedir: istemciler etki alanı denetleyicilerini SRV kayıtlarıyla bulur. Bu kayıtlar görünmüyorsa oturum açma başarısız olur — ki bu, Active Directory nedir yazısında da vurgulanan “AD, DNS üzerine kuruludur” gerçeğinin somut hâlidir.

PTR: ters yön

PTR kaydı IP adresinden ada gider. Çoğu şey onsuz da çalıştığı için sık atlanır, ama üç yerde işe yarar: e-posta sunucularının itibar denetiminde, güvenlik günlüklerinin okunabilirliğinde ve sorun gidermede.

Giden posta sunucunuzun PTR kaydı yoksa birçok alıcı postayı istenmeyen sayar. İç ağda ise günlüklerde IP yerine makine adı görmek, bir olay incelemesini belirgin biçimde hızlandırır.

NS ve SOA: bölgenin kendisi

NS kaydı, bu alan adına hangi sunucuların yetkili olduğunu söyler. SOA ise bölgenin künyesidir: birincil sunucu, sorumlu adres, seri numarası ve yenileme aralıkları.

Seri numarası çoğaltmanın anahtarıdır. İkincil sunucular, seri numarası arttığında bölgeyi yeniden çeker. Bir değişiklik yaptınız ama ikincil sunucuda görünmüyorsa ilk bakılacak yer bu sayıdır.

Kısaca

Kayıtları işlevine göre üç kümede tutmak yeter: adres verenler (A, AAAA, CNAME), hizmet yönlendirenler (MX, SRV) ve bilgi taşıyanlar (TXT, PTR, NS, SOA).

Çözümlemenin genel akışı için DNS nasıl çalışır yazısına, canlı kayıtları görmek için DNS sorgulama aracına bakabilirsiniz.

Etiketler dnsagepostatemel
Mustafa Çelik

Altyapı ve Operasyon Müdürü, İstanbul. 25 yıldır BT altyapısı, sistem yönetimi ve ağ altyapısıyla uğraşıyor; öğrendiklerini bu blogda üretim ortamında denenmiş rehberlere çeviriyor.

Hakkımda

Bu rehber işinize yaradıysa, sonrakini kaçırmayın.

Yeni yazı yayınlandığında tek e-posta. Takvim yok, dilediğiniz an çıkabilirsiniz.

Bülten sağlayıcısı henüz bağlanmadı. Bağlanana kadar e-posta ile yazabilirsiniz ya da RSS akışını takip edebilirsiniz.